Alıntılar ChatGPT den alınmıştır.
"Belki de ihtiyacımız olan tek şey; değer verince değişmeyen insanlar..."
"Bir kadının yanan bir evde kalmasına yol açtıklarına göre, kitaplarda bir şey olmalı... hayal edemeyeceğimiz bir şeyler; orada bir şey olmalı. İnsan bir hiç uğruna kalmaz."
"İnsanlardan kilometrelerce uzaktaydı; ama her nedense yine de kendini hiç yalnız hissetmiyordu."
"İyileşeceğine kendini inandırmıştı; bu inanç, aslında savaşın yarısından fazlasıydı ama bunu fark etmedi."
"Şimdi dehşet verici bir kesinlikle felaketin kaçınılmaz, kurtuluşun olanaksız olduğunu hissediyordu."
"Utanmak, kendi kendinden nefret etmenin eşitidir."
"Mutluluk zor zanaat, özellikle de konu başkalarının mutluluğu olunca..."
"Ölülerimizin yüzlerine bakıyorduk... Onların gözlerindeki kendi kederimize."
"Hiç kimsenin tam sanıldığı gibi olmadığını anlatmak istiyordu."
"Tarih kitaplarının büyüsü çok farklı değil mi sizce de?"
"Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyor, soluğu tıkanıyordu."
"Göğsüme saplanmış dikenli bir ok gibi, çıkarmak istedikçe paralıyor, anıların etkisiyle büsbütün etime gömüldükçe beni bitiriyordu."
"İnsanoğlu pek de vefalı bir varlık değil."
"Bu sefer hiçbir doğru ve akıllıca tarafını bulamadığım bu hayata beni bağlayan kuvvetin, içimde saklı bir şeytan olması sahiden mümkündü."
"Bu dünyaya ahlaki değer yargılarımızla caka satalım diye gönderilmedik. Ne vasat insanların sözlerini dinlerim, ne de güzellerin işine karışırım."
"İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir."
"Ama insanoğlu yenilgi için yaratılmamıştır. İnsan yok edilebilir ama yenilemez."
"Kadınların saygı gördükleri yerlerde tanrılar hoşnuttur, onların aşağılandığı yerde ise dua etmek yararsızdır."
"Kafatasımın içindeki boşluğu benliğimin her hücresinde hissedebiliyordum. Tepeden tırnağa içim oyulmuş gibiydi."
"Muhitin tesirlerine (çevrenin etkilerine) ne kadar esiriz!"
"İnsanın mayası hep o maya… Kötüler daha kurnazlaştı. Birbirine zarar verme ilerledi. Fenalık büyüdü."
"Hiçbir şey yapmamaktan sıkıldım. Bilinçli olmanın, her şeyi anlamanın en akla uygun ve kaçınılmaz sonucu tembelliktir, kollarını kavuşturup oturmaktır."
"Sanki ömrümde gördüğüm, işittiğim, okuduğum, düşündüğüm ne kadar güzel şey varsa hepsi bir yerde toplanmış da bir insan çehresi olup karşıma gelmişti."
"Kaybetmeye alıştıkça daha çok özgürleşiyor insan."
"Bir anlamı olan güçlü sözcükleri seviyorum ben."
"Sadece evcilleştirdiklerini tanıyabilirsin, demiş tilki. İnsanların artık hiçbir şeyi tanıyacak vakti yok. Her şeyi gidip dükkandanlardan hazır alıyorlar. Ama arkadaş dükkanı olmadığı için artık hiç arkadaşları yok."
"Bu bir sene içinde, birkaç defa, kendimi zapt edemedim, ağladım. Fakat bunların hiçbirisinde bu gece göz kapaklarımın içini yakan yaşlardaki acılık yoktu."
"Keşke yüreklerimizi de yıkayabilseydik geçen zamanın kirlerinden."
"O karanlık ikindi saatleri boyunca ruhum öylesine bunaldı ki! Kafam kargaşa içinde, bütün duygularım ayağa kalkmış, ama içimdeki bu savaş öyle koyu bir karanlık, öyle kör bir bilgisizlik içinde geçiyordu ki!.. Çünkü içimden hiç durmaksızın yükselen o soruya, 'Neden acı çekiyorum?' sorusuna, hiç ama hiçbir karşılık bulamıyordum."
"Zaman geçtikçe insanlara duyduğum özlem arttı da arttı. Ama kimseyi bulamadım."
"Bazen gözümüzün önündeki şeylere bakıp burnumuzun dibindeki şeyleri keşfederiz. Sevdiğimiz insanları."
"İnsan, birini sevmek felaketine uğradı mı, esir gibi bir şey oluyor."
"Ölmekten müthiş bir şekilde korkuyordu çünkü henüz gerçek anlamda yaşamamıştı."
"Bazen iyiden acımasız olurdu mujikler, kamçıyı hayvanın yüzüne, hatta gözlerine vururlardı."
"Sevmek demek güçsüzlük demektir."
"Kulaklarım deli karımın hâlâ çığlık çığlığa sıralamakta olduğu sövgülerle doluydu. Bu sövgülerin arasına benim adımı da karıştırıyordu. Sesi öyle şeytansı bir kinle dolu, kullandığı sözler öyle pisti ki! En adi bir sokak kadını bile ondan daha çirkin konuşamazdı."
"Elbette dünyada sınırsız sihir olmalı, ama insanlar bunun neye benzediğini veya nasıl yapılacağını bilmiyor. Belki de başlangıç, güzel şeyler meydana gelinceye kadar güzel şeyler olacağını söylemektir sadece."
"Hoşumuza gitse de gitmese de her şey değişir; hiçbir şey uzun zaman olduğu gibi, değişmeden kalmaz."
"Eylemlerimin ahlaki olup olmadıklarını, onların hitap ettiği kitle belirler."
"Sonsuzluk demiş Emily Dickinson, şimdilerden oluşur. Peki insan yaşadığı anda olmayı nasıl başarabilir?"
"Çünkü onun yarası vicdanında ve vicdan yarasının kanını da hiçbir şey durduramaz."
"Hakikatin büyüklüğünü tanıyıp da onunla dost olmayanlar, o kılığa bürünmüş yalanlarla oyalanırlar."
"Kendini kurtar, boğulsan bile en azından kıyıya doğru gittiğini bilerek ölürsün."
"Yalnızlık dinmeyen bir sızıdır."
"Zaten sevgi her zaman nefretten üstün değil miydi?"
"Her şey iyiydi eskiden; güler yüzlü ve dostçaydı her şey."
"Kitap kolayca incinebilen bir yaratıktır ; zamanın geçişi acı verir ona ; kemirgenlerden ,kötü havalardan , beceriksiz ellerden korkar. Yüzyıllar boyunca, her önüne gelen elyazmalarımıza canı istediği gibi dokunabilseydi , bugün onların büyük bir çoğu var olmazdı. Böylece kütüphaneci onları yalnız insanlardan değil, doğadan da korur ve yaşamını ,gerçeğin düşmanı olan unutuşun güçlerine karşı yürüttüğü bu savaşa adar."
"Bu kadar mağlup, bu kadar teslim olarak seveceğine ihtimal vermemişti."
"Yenilgiyi peşinen kabul etmek demek yarı yarıya yenilmek demektir."
"Mümkün olmayan şeyi istemek bile bile reddedilmektir."
"Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir."
"İnsan olmak için tehlikeli zamanlardı. Hissetmek, düşünmek, umursamak için."
"Kendi ruhunun pisliğini bu kadar yakından gören bir adam başkalarının temiz olacağına inanabilir mi?"
"Gücün bütün çekiciliği alçakgönüllülüktedir."
"Yalnız kalmak, tamamen tek başına kalmak ve hayalanacak bir şey bile bulamamak ne kadar boğucu..."
"Aptal gibi ne umutlar beslemiştim..."
"Ne var ki, aşırı yoğunluk ruhuna huzur bahşetti."
"Ne bileyim, insan kalbi, öyle anlaşılmaz bir şey ki!"
"Kültür araç değil, kendi içinde amaçtır."
"Beni seviyorsan, bana acı çektirme; çünkü ben seni öyle bir aşkla seviyorum ki, bu aşk beni öldürecek."
"Her eylemin sonuçları eylemin kendi içinde mevcuttur."
"Boşunadır, sağır kulaklara söylenen akıllıca sözler."
"Dünyada sonsuz özgürlük diye bir şeyin olmadığını, hayatın bazı kısıtlamaları ve sınırları olduğu duygusunu yerleştirmişti ona."
"Bazı durumlarda, beş dakika beş asra bedeldir."
"Sürekli değişen, hiç kalıcı ve samimi olmayan insan ilişkileri..."
"Kadınlar bizde başyapıtlar yaratma isteği uyandırırlar, sonra da her keresinde buna engel olurlar."
"Gönülde bir garip durum vardır ki, sevmekten aldığı fayda sevilmekten gördüğü en küçük nişaneyle boy ölçüşemezdi."
"O, otuz yaşına kadar oldukça masum bir hayat geçirmişti, hayatının en büyük aşk olayı evlenmesiydi."
"Hürriyetsiz saadet olmaz..."
"Bir insanın arzu duyabileceği her şeyin üzerinden geçip gidiyordum. Şüphesiz görünmezlik bunları elde etmemi sağlıyordu, ama elde ettiğim zaman onların tadını çıkarmamı da imkânsız kılıyordu."
"Bu dünya henüz büyük komik Molière çağından üç adım ileri gitmedi. Daima üstadın ebedî komedyaları tekrarlanıp duruyor. Yalnız sahnenin dekorları değişti."
"Bu çağ acımasızdır."
"Hayat dediğin başka nedir zaten? Ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız."
"Sevdiğini üzmemek için doğruyu saklama! Çünkü bir zaman gelir, sevdiğin o gizlenen şeyden haber alır da sandığından çok üzülür."
"Genellikle tavsiyeler uymamak için istenir, ya da tavsiyeye tavsiye veren kişiyi sonradan suçlamak için uyulur."
"İvan İlyiç yalnız kalınca inlemeye başladı; inlemesi ağrısı ne kadar şiddetli olursa olsun, ağrıdan değil, iç sıkıntısından dolayıydı."
"Tanrı'nın yarattığı Adem'in bile Havva'sı vardı. Benim kimim var? Herkesin tek başına bıraktığı yapayalnız bir kişiyim ben."
"Ruhun sıkılır da sıkılır, yaşmak istemezsin."
"Acı çekiyorlardı. Hatta kalpleri sızlıyordu."
"İçimde tek bir istek var, tüm varlığım, tüm yetilerim bu isteği gerçekleştirmek için çırpınıyor; o kadar uzun zamandır o kadar yılmadan bu isteğime kavuşma özlemi içindeyim ki, hiç kuşkum yok, bu olacaktır, hem de çok geçmeden; çünkü bu istek artık tüm varlığımı kemirip tüketti. Bu umutla tükenip bittim artık."
"Erkek kalbinin, kadınların kalbinden daha çok şey istiyor olması haksızlık değil miydi?"
"Eldivenlerin dokuması o kadar onun eli gibi hoş ve narin idi ki gerçekten onun ellerinin kokluyormuş gibi geliyordu. Bir an oldu ki, bunları alıp saklamanın ne büyük bir mutluluk olduğunu acı bir özlemle düşündü."
"Kitaplar bir tür depo gibidir ve biz onlarda unutacağımızdan korktuğumuz şeyleri saklarız. İçlerinde büyülü bir şey yoktur."
"Gülümseyiş iç çekişten muhakkak ki daha acıydı."
"Hayatın anlamı yok olursa, yaşamakta ne tat var?"
"Dünya yuvarlak tıpkı bir portakal gibi.."
"Oldukça cahilimdir, ama epey okurum."
"Mutluluk denilen şey geçmişimizde ya da uzak geleceğimizde beklemiyor. Hemen gözlerimizin önünde duruyor."
"Çünkü hayat, ne yapmak için donanımlıysa, en çok onu yaparken zirvesine ulaşır."
"Beni kıyamet kopmasıyla çaysız kalmam arasında seçim yapmak zorunda bıraksalar, dünya yıkılsa umurumda olmayacağını, ama çayımdan vazgeçmeyeceğimi haykırırdım."
"Zamanın gözü kördür, insan ahmaktır."
"İnsanlar tuhaftır!.."
"Dostum söylemek çok kolay, gerçekleştirmek zor."
"Bilmiyorum Peyami. Bütün yeşil gözlü kadınlar gibi o da bir sır. Karanlıktan geldi, karanlığa gitti."
"İnsanların kurtulmak için parayı ödeyeceği şeyler de vardır, haşarat gibi."
"Görünmezim, izole ve yalnız."
"Tüm zorluk ve olanaksızlıklara rağmen meydan okuyan bir hali vardı."
"Peki normal nedir Allah aşkına? Herkes gibi olmak mı?"
"İnanılmaz bir hızla ilerleyen aşk tıpkı manevi bir kangren gibidir."
"Sonbahar, fanilik karnavalı ortasındaki mevsim. Güllerin kızartısı artık hastalıklıdır, kansız toprağın üstünde harikulâde ve aldatıcı pembelik."
"Maceranın gerçek bedeli tehlikeye atılabilmektir."
"Büyük bir sır saklıyormuş gibi görünmek, bu dünyadaki en kolay şey."
"İnsanın, henüz yaşarken, sadece açlık yüzünden çirkin, korkunç biçimlere girmesi, çok rezil bir şeydi, çok rezil."
"Hepimiz önyargıyı kötüleriz, ama hala önyargılıyız."
"Düşünüyorum da, şeytan yoksa, o zaman onu insan icat etmiştir; hem de kendi benzeri olarak icat etmiştir."
"Seviyorum, sevmekten kendimi bir türlü alamıyorum."
"Ah, ne kadar da cahil bu insanlar."
"Birlikte olmak için birlikte olmamıza gerek yok."
"Öte yandan bu kişilerin arasında yürüyen ben, gençliğime ve yeni serpilmiş olmama karşın, mutluluğun neye benzediğini bile unutmuştum!"
"Bir insanın iyi, güzel şeyler yaptığı ve hayatta kötülük, mutsuzluk ya da acı olduğuna inanmadığındaki kadar mutluydu."
"Tanrı, kendini kötülüğe kaptıranları terk eder."
"Büyük Birader sizi izliyor."
"İnsan isteyince mesafenin önemi yoktur."
"Üç tane devle savaşıyoruz sevgili Sancho: 'Adaletsizlik, korku ve cehalet.'"
"Ben de bir tür kriz geçirmiş olsam gerek: Bayılmışım."
"Siz dilediğinizi yapabilirsiniz ama ben kitabımı şu masaya koyup her sabah uyanır uyanmaz biraz okuyacağım, bunun bana iyi geleceğine ve gün boyu bana yardımcı olacağına inanıyorum."
"Daha dün ruhlarının yalnızlığında hasta odalarının loşluğunda çabucak ölmeyi arzulayanlar, başkalarının yaşamını ve mutluluğunu görünce nasıl da yaşamak istiyorlar."
"Tekdüze bir hayattı, makine gibi bir düzenle devam ediyordu. Günler birbirinin neredeyse aynısıydı."
"Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra."
"Hep aynı bazen küçük bir umut ışığı çakıyor, bazen umutsuzluk denizleri kuduruyordu.."
"Sevinç ve üzüntü hayatın bir parçasıydı; belki de işin sırrı, bütün bunları hissetmek, fakat sevince biraz daha sıkı sarılmaktı, çünkü güçlü bir kalbin ne zaman duracağını asla bilemezdiniz."
"Hayatın hakikatlerinden böyle uzaklarda dolaşmak için ne uslanmaz bir saflığı vardı."
"Eşek; zira, bu, mübarek bir hayvandır. Bütün gökten inanan kitaplarda bunun adı var."
"Köyleri gelişmiş, köylüleri mutlu olmayan bir memlekette düzgün ve sabit bir ilerleme ve saadet ancak rüyada görülebilir."
"Ah! Düşmanlarım benim bu halimi bilseler nasıl gülerler."
"Tanrı'nın iradesinin bile yetersiz kaldığı olayları anmak neye yarar? Tanrı geleceği değiştirebilir ama geçmişi değiştiremez. Biz insanların yapabileceği, yaşananları inkar etmesek de en azından üzerlerine bir çizgi çekmektir."
"Boka akıllı bir çocuktu, ama insanların birbirinden farklı olduğunu, bu farklılıkların nedenlerini kavramak için acı çekmemiz gerektiğini henüz öğrenmemişti."
"Yapmacıklık, en büyük kusurdur."
"Dünyayı ömrümde bir gün gördüm. Çünkü bana göre dünya sensin."
"Beni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah besliyor, vatan için besliyor!"
"İnsanlar kim daha yürekliyse onu takip ediyor, onun dediklerini doğru kabul ediyorlar."
"İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de."
"O vakit, sadece gözlerim ağlamıştı. Bu gece gönlüm ağlıyor."
"Paltom bile ağır gelirken, nasıl taşırım koskoca dünyayı sırtımda?"
"Sevmeye gelince, o öyle sokaktan geçerken karşıdan görmekle erkek sevmeyi anlamıyordu. Bu ona, seveyim diye sevmek gibi geliyordu. Sevmek için bilmeyerek sevmek, sonra fark etmek lazım diye düşünüyordu."
"Her anlaşılmaz şey karşısında yapılacak en akıllıca, en kolay iş gülmektir."
"Beni bekleyen ölüm korkunçtu, ama ölümden sonra kötü anılmak kaygısı bin kat daha korkunçtu."
"Hayatta uğradığımız bütün güçlükler az çok kafamıza gelen ilk fikirden bir türlü silkinip çıkamayışımız yüzünden değil midir?"
"Öfkelendiğimde her şeyi yapabilecekmişim gibi geliyor bana. Çok vahşileşiyorum, herkesi incitebilir ve bundan da keyif alabilirim."
"Karanlık baş döndürücüdür. İnsana aydınlık gerekir. Gündüzün aksi istikametine dalan yüreğinin sıkıştığını hisseder. Göz karanlıklara bakınca zihin bulanır. Ay tutulmasında, gecede, isli bir donuklukta en gözüpekler için bile endişe vardır. Kimse gece vakti, tek başına içi titremeden ormanda yürüyemez. Karanlık ve ağaçlar, ürkütücü ve kalın katmanlar oluşturur. Tam olarak seçilemeyen derinliklerde düşsel bir gerçeklik belirir. Algılanamayacak nesneler birkaç adım ötenizde hülyalı bir biçim alır. Boşlukta ya da zihinde uyuyan çiçeklerin düşlerine benzeyen belli belirsiz ve kavranması mümkün olmayan bir şeylerin dalgalandığı görülür. Ufukta ürkütücü görüntüler vardır. Devasa karanlık boşluğun yayıntıları solunur. İnsan korksa da, arkasına bakmak ister. Gecenin oyukları, iç karartıcı hale gelen nesneler, yüründükçe dağılan suskun şekiller, iç içe geçmiş karanlıklar, öfkeli çalılıklar, kurşuni renkte su birikintileri, karanlığın içine yansıyan kasvet, sessizliğin mezarlıkları andıran enginliği, karşılaşılması olası meçhul varlıklar, gizemle eğilen dallar, ürkütücü ağaç gövdeleri, titreşen uzun ot yığınları; tüm bunların karşısında savunmasız kaldığında ürpermeyen, endişeyi yakınında hissetmeyen bir gözüpeklik yoktur. Adeta ruhun karanlığa karışmasına benzer iğrenç bir his duyulur. Karanlıkların bedene nüfuz etmesi bir çocuk için tasvir edilemeyecek ölçüde ürkütücüdür."
"Bırakın gözyaşlarım dökülsün, dökülsünler, kimseye bir zararı olmaz. Onlar da kuruyup giderler, Nastenka..."
"Vatan sevgisinden boş gönül, vatan özleminden uzak insan mı olur?"
"Bana bir önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım."
"Tess bu sert, hoşgörüsüz düşünceleri kafasından atmaya karar verdi. Ruhunun kurtuluşa erebilmesi için kötülüğe sırtını dönen ilk kötü kişi Alec d'Urberville değildi elbet. Öyleyse neden bu denli olmayacak bir şey gözüyle bakıyordu Alec'in iyi yola dönüşüne? En büyük günahkârlardan en ulu ermişler çıkar. Bunu keşfetmek için, Hıristiyan tarihinin çok derinliklerine dalmak hiç de şart değil."
"Bazen bir anlığına beni yerimden sıçratıp kendime getiren bir cesarete kapılıyorum, o an nereye gideceğimi bilsem, koşa koşa gideceğim."
"Bir başka ilginç şey de ölenin vücudunun büyük bir hızla dağılmasıydı. Öldüğü andan itibaren vücudu parçalanıp dağılmaya, gözlerinizin önünde erimeye başlardı."
"Ben üzgünüm ama onlara yorgunum dedim"
"Suçlular yokmuş, her şey zincirleme birbirinden doğuyormuş, ben biliyormuşum bunları."
"Havada hafif bir huzursuzluk kokusu vardı şüphesiz ama insanların çoğu içlerinde yaşadıkları karamsarlıkları gizlemeyi bilecek kadar düşünce sahibiydiler."
"Her sefer yeni bir seferdi ve bunu yaparken asla geçmişi düşünmezdi."
"Yakınlarımı nasıl seveceğimi hiçbir zaman bilemedim. Bence özellikle yakınlarını sevmek, yabancıları sevmekten daha zordur."
"Sizden ne beklenecek bir ümidim, ne alınacak bir emelim vardı; size gelirken yalnız bir şeyi düşünüyordum: Sizi!"
"Büyük felaket anlarında olduğu gibi, büyük sevinç günlerinde de duygularımızı başkalarıyla paylaşmak bizim için bir derin ihtiyaçtır."
"Yergi ve şaka, ağır işleyen zekâlardan çıkmaz."
"Güzellik için sevilmez, sevdiğin güzeldir."
"Biraz daha uyusam bütün bu olanlardan kurtulabilir miyim?"
"Bu yüksek gökyüzünü nasıl olmuş da daha önce hiç görmemişim? Onu nihayet farkedebildiğim için ne kadar şanslıyım."
"Nasıl oluyor da insanı mesut eden bir şey aynı zamanda felaketinin de kaynağı oluyor."
"İnanılması güç zorluklara katlanmak zorunda kalıyorum."
"Ne çok zaman geçti! Ama seni hâlâ anımsıyorum!"
"Oyuncağı mıyız rastlantıların?"
"Gözler kör, yürekle aramak gerek."
"Birbirlerine söyleyecek başka şeyleri yok muydu hiç? Gözleri daha önemli bir konuşmayla doluydu."
"İnsan bir kere öğrenmeye başladı mı, artık peşini bırakmamalı. Araya azıcık soğukluk girdi mi bu ilim dedikleri namert, adamı ürkütür."
"Başkalarını, kendimi tanıdığım kadar tanımayı ne kadar isterdim."
"Duyular uygun dozda sansasyondan oluşan alışılmış besinini bulamayınca isyan ediyor ve yalnızlık kısa sürede kendi kendine düşmanlığı getiriyordu."
"Bizi tek başımıza bırakın, elimizden kitapları alın o saat şaşkına döner, ne yana gideceğimizi, kimden yana çıkacağımızı, kimi sevip, kimden nefret edeceğimizi bilemeyiz..."
"Ölmekten korkmamak askerlere mi özgüdür?"
"Mutluluk, yetinmeyi bilmektir."
"Hayat, canlılara öncelik tanırdı. Ölenlerin görüntüleri, sesleri, korkuları, anıları, izleri ağır ağır silinir giderdi."
"Resmi hakkında hüküm verenlerin bu tabloda onun gördüğü şeyin küçük bir kısmını olsun gördüğünü gösteren her düşünce, en önemsizi bile, ruhunun derinlerine kadar heyecanlandırıyordu."
"Her ordunun suçlanması gereken bir kuyruğu vardır. Yarasa insanlar, yarı uşak yarı haydutlar, savaş denen alacakaranlıkla birlikte ortaya çıkan tüm yarasagiller, savaşmayan üniformalılar, sahte hastalar, ürkütücü görünümlü sakatlar, bazen yanlarındaki karılarıyla küçük arabalarıyla tırıs giden ve çaldıklarını satan sahtekâr erzak tedarikçileri, subaylara rehberlik etmek isteyen dilenciler, serseriler, kapkaççılar."
"Hiçbir eksiği bulunmasın diye bakacak olursak, dünyada kaç tane iyi insan kalır dersin?"
"Onlar kusursuz kızlar, her erkek onlarla mutlu olur, çünkü acı çekmek için yetiştirilmişler."
"İnsan anlaşılması zor bir varlık."
"Aşkta kalp susmaya başlayıp da zihin yetilerini kullanmaya başlarsa o aşk öyle bir hasta çocuğa benzer ki damarlarında taze bir kan yerine zehirli ilaçlar dolaşsın."
"Zalimin zulmü mazlumun sabrını, mazlumun sabrı zalimin zulmünü arttırmaya başlayınca; zalim istediği kadar zulümde özgür, mazlum da tahammül edemeyeceği kadar sabra mecbur olunca, iş sırası kime gelir?"
"Neden herkes olduğundan daha sert gözükmeye çalışıyor? Bir insan, içini içtenlikle ortaya dökmeyi neden duygularına bir hakaret olarak kabul ediyor?"
"yaşamak dediğin nedir ki? Kaynakla birbirine tutturulmuş ayrılık halkalarından biri zincirdir. İnsan dediğinde kimi demircidir ,kimi bakırcıdır ,kimi de kuyumcu. Bu tür ayrımlar eninde sonunda kaçınılmaz olur; karşılaştıkça da katlanmaktan başka çıkar yol yoktur."
"Beni iyi etmen için gelmen gerekiyor."
"Eline kitap alınca zamanı unuturdu."
"Beden olmazsa ruh da olmaz. Ve ister acı çeksin, ister mutlu olsun, ruhun yaşayabilmesi için bedeni beslemek lazım."
"İnsan tekrar tepetaklak çamurun içine düşünce bir daha kendine gelemiyor..."
"Cehaletin en koyusundan ne gibi eserler ve sonuçlar beklenirse hepsi memleketimizde mevcuttur."
"Kitaplar inanmak için değil, araştırmak için yazılır. Bir kitap karşısında onun ne dediğini değil, ne demek istediğini sormalıyız kendi kendimize;"
"Hayat ve zaruretler insana birçok şeyler öğretir."
"Yapmacıklık, ne şekilde olursa olsun en akıllı, en sağgörülü adamı bile kandırabilir; ama yapmacıklık ne kadar büyük bir ustalıkla gizlenirse gizlensin en kıt anlayışlı çocuk bile onu anlar ve tiksinir."
"Sanki… Sanki yaşadığımı hisseder gibiyim!"
"Hassas bir ruh, bütün kaba şeylerin düşmanıdır."
"Geçmişine ait boş pişmanlıklar, yakıcı vicdan azapları ona iğne gibi batıyor; bütün gücüyle bu işkenceden kurtulmaya uğraşıyor, suçu yükleyecek kendisinden başka birini bulmaya çalışıyordu. Ama bu kim olabilirdi? Hep Zahar yüzünden, diye mırıldandı."
"Tess kendini dışarı atıp otlaklara doğru seğirtti. Açık havanın yüreğinin sıkıntısını gidermesini umuyordu sanki... Sonra, sınırsız yerlere alışık kadınların o umursamaz, o sereserpe hareketleriyle, kendini doğaya bırakıverdi; tıpkı bir yüzücünün kendini dalgalara bırakıvermesi gibi."
"Korku, insanın en temel duygularından biridir."
"Kitap okuyanlar, yani başkalarının acılarını paylaşabilenler çoğalmalı ki dünya daha hızlı güzelleşebilsin."
"İnsanoğluna gereken tek şey hür, başıboş bir istektir."
"Çünkü dediğim gibi, iyilik diye bir şey varsa bize bu dünyada lazım..."
"Çünkü seni seviyordum. Zararı yok... İlk gördüğüm zaman senin gözlerin kalbimde öldürücü yaralar açmıştı. Zaten yaşayamazdım."
"Önceden yaşamak nedir bilmezdim. Yine de yaşamayı herkesten daha fazla severdim. Şimdi hayatımın kıymetini iyice biliyorum. Yine de senin için ölmeyi, yaşamaya tercih ediyorum."
"Biri sana budala derse 'Eyvallah' de geç. Bırak ki o adam kendini senden daha akıllı sanarak övünsün."
"Bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seversen geceleri gökyüzüne bakmak hoş olur. O zaman bütün yıldızlar çiçek açar."
"Yapayalnız olmanın, tek başına kalmışlığın sonsuz acı verici karanlık duygularıyla doluvermişti birden yüreği."
"Savaşla övünenlerden değiliz, yeri geldiğinde ona kendi gerçeklerini söyleriz. Savaşın hiç saklamadığımız ürkütücü güzelliklerinin yanı sıra bazı çirkinliklerinin de olduğunu kabul etmeliyiz. Bu çirkinliklerden en şaşırtıcısı zaferden sonra aceleyle ölülerin soyulmasıdır. Savaşı izleyen günün güneşi her zaman için çıplak cesetlerin üzerine doğar. Bunu kim yapar? Zaferi bu şekilde kim lekeler? Zaferin cebine elini uzatan o kaçamak, iğrenç eller kime aittir? Zaferin arkasından işlerini gören o yankesiciler kimlerdir? Aralarında Voltaire'in de bulunduğu bazı düşünürler bunların zaferi kazananlardan başkası olmadığını, ayakta kalanın yere düşeni yağmaladığını söyler."
"Seni sevdim ve sen sevdiğim beşinci kişi oluyorsun. Hiçbir zaman beş insanı sevebileceğimi düşünmemiştim."
"Aklın, idrakin doğru kabul ettiğine kalbin de uyması beklenebilir miydi?"
"İnsanın yeryüzünde rahatını kaçıran muammaların haddi hesabı yok!"
"Sen gözleri uyurken kalpleri uyanık olanlardan ol. Her şeyin başı adalettir."
"İnsan eğer sorgulamaksızın kabullenmeye şartlandırılmışsa, mutluluk gerçekten çok daha zor bir uğraş..."
"Bilinen ama söylenemeyenlerin ağırlığı çökmüştü havaya."
"Herkesin, istediği gibi düşünmeye ve düşündüklerinin doğru olduğuna inanmaya hakkı var, dedi Atticus. Ama ben, başkalarından önce kendi kendimle yaşamak zorundayım."
"Ben Kemal Paşa'dan yana olmam da, kimden yana olurum? Çünkü, o, yarın bu dev işini başaracak olan serden-geçti gönüllülerin başıdır."
"Bu bir zeka işi değildir. Ruhun derinliklerinde bizden daha içeri bir şey, kör, sağır, dilsiz ve karanlık bir varlık; o ister, o istemez. O sever, o sevmez ve biz onun itaatli aleti oluruz."
"Lakin asıl şiir kadınlardır, bu çiçeklerden oluşturularak odanızın yaldızlı hücrelerinde narin vazolarda güzel kokulu hatıralarıyla size gülümseyen demetlerdir."
"Korku bilgisizlikten doğar."
"Ruhum karanlığı seviyor, ne yapayım bazısı böyledir."
"Oysa insan mütevazı, ağırbaşlı, sakin bir hayat arkadaşının yanında ne rahat uyur. Akşam yatarken, sabah uyanırken aynı sevimli bakışı bulacağından emindir. Yirmi otuz yıl sonra insan, kendi sıcak bakışına cevap veren uysal, sıcak, sevgi dolu bir bakış görür, ölünceye kadar da hayat böyle geçer. Her kadınla erkeğin gizli amacı da bu değil midir?"
"İnsanları, kendi cinslerinden biri üzerinde kudret ve salahiyetlerini denemek kadar tatlı sarhoş eden ne vardır?"
"Büyük şehirlerdeki komşulukların çoğu, birbirlerinin ahvalinden habersiz olan ölülerin mezar komşuluğuna yakın bir komşuluktur."
"Çalışıp üstesinden gelmeyi başardığım her zorlu dağın zirvesinde yeni bir dağ görünüyordu."
"Geçmiş, günü gününe, neredeyse dakikası dakikasına güncelleniyordu."
"İnsan kalbinin nelere katlanabileceğine şaşarsın."
"Meşhurdur, son pişmanlık fayda vermez."
"Mısraları düzyazıdan daha duygulu bulurum, onlar daha iyi ağlatır."
"Çoğu kadın gibi o da sanatçıları uzaktan çok romantik, kişisel ilişkilerde çok nazik görmek istiyordu ama göreneklerin, demir parmaklıkların arkasından onlar göz alıcı vahşi yaratıklardı."
"Birini seviyorsan gerçekten severdin, verecek başka hiçbir şeyin yoksa bile sevgin yeterdi."
"İnsan daima göze görünür. Geberirse gömülür. Bir de ruh vardır diyorlarsa insan mefat olunca bu da mezarda oturur? Nereye gider? Bilmiyoruz."
"Belki kaba bir ifade tarzı ama gerçek. Ondan istediğimi alamadan karım olmadı çok kötü. Hayatım boyunca onunla yaşamak, onunla konuşmak, onu şarkı söylerken dinlemek düşüncesi beni korkutuyor. Metresinizden daima ayrılabilirsiniz. Fakat karınız başka. Onunla ömrümüz boyunca yaşamak mecburiyetindesiniz."
"Adalet istemenin karşılığı bunca acı mı olmalıydı?"
"Evet, insan yaşamayı önce kendi öğrenmeli, sonra başkalarını suçlamalı!"
"Öldükten sonra çiçeği kim ne yapsın?"
"Şairlerin her dizesi zarif hakikatlerle yüklüdür, insanın yüce ve asil yanlarına seslenir."
"Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik."
"İnsanın iyiliğine nasıl inanırım artık?"
"Her Tanrı'nın günü onu görüp işitmek zorundaydım. Ciğerlerime sinen havaya onun da soluğu karışıyordu. İğrenç düşünce!"
"Tanıştığıma hiç memnun olmadığım kimselere, durmadan 'Tanıştığımıza memnun oldum.' demek beni öldürüyor. Ama, hayatta kalmak istiyorsanız, ille de bu zarvaları söylemek zorundasınız."
"İnsan boğulmamak için nasıl bir saman çöpüne sarılabiliyor!"
"Ölümün kıyısında, onu anlayacak, ona acıyacak hiç kimse olmadan böyle tek başına yaşayacaktı."
"Atticus bana, sıfatları kaldırırsan geriye gerçekler kalır demişti."
"Yıldızlar da, gökyüzü de, okyanuslar da oydu. O an bir tek o minicik zaman parçası ve içine ektiğimiz aşk tohumu vardı."
"Bu tembellik benim için ne büyük bir zevk inanmazsın. Kafamda tek bir düşünce yok, bomboş."
"Kendi evim olduğu zaman müthiş bir kütüphanem olmazsa mutsuz olurum.."
"Bana öyle geldi ki alınyazım bana seçme sevinçler ve sevme ıstıraplar gösterecek."
"Yanımda ağzını açmadan yürüyen, karşımda ses çıkarmadan çalışan bu adamdan, ne öğrendiğimi iyice bilmediğim halde, bana senelerce ders veren birinden öğrenebileceğimden çok daha fazla şeyler öğrendiğime emindim."
"Pek çocukluğun ait bir sevda hatırası vardı ki yalnız onu düşünürken belki o zaman aşık olduğunu zannederdi; fakat bu o derece uzak ve uzaklığıyla o derece silik bir hatıraydı ki doğru bir hüküm verecek kadar ayrıntıyı hatırlayamazdı."
"Senin bana ne kadar tesir ettiğini biliyor musun? Beni gündüzleri düşündüren, gece sabahlara kadar uyutmayan hep sensin."
"Zaten şerefini kaybeden insan ölmüş demektir."
"En iyisi size bir sır vereyim: Önce kendi aynanıza bakın…"
"En müthiş anlarımda hep yalnız olmuşumdur."
"Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir."
"Tanrım, yalnızca mutluluk dolu bir an mı? Böyle bir an bir insanın hayatı için yeterli sayılmaz mı?"
"En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır."
"Tarağın, saçının bir teline zarar verse o tarağın yapıldığı ağacın yetiştiği yerleri yakarım."
"Hayat, düşünceleri dondurmadan ve erkek arkadaştan öteye geçemeyen bu iki kızdan çok daha fazla şey ifade ediyordu ona."
"Yaşayan ruh hayat ister. Ruh matematikçilerin kurallarına uymaz. Ruh isyankârdır!"
"Yaşayabilmek için her şey vardı önümüzde ve yaşayabilmek için önümüzde hiçbir şey yoktu."
"İhtiyarlar neden o kadar erken uyanır ki? Bir uzun gün daha yaşamak için mi?"
"Hakikati en iyi kalp gözüyle görebilir insan. Gözler asıl görülmesi gerekeni göremez."
"Özgürlük, iki kere iki dört eder diyebilmektir. Buna izin verilirse, arkası gelir."
"Doğru ya da yanlış, insanlar hakkında söylenenler, onların yaşamlarında ve özellikle kaderleri üzerinde yaptıkları işler kadar önemli bir etkiye sahiptir."
"Aile hayatına girdikten sonra her adımda bunun hayal ettiği şey olmadığını görüyordu."
"Her nasılsa, biz kadınlar daha güçlüyüz."
"Dikkat et de, fısıltıların kaderinin kulağına gitmesin, senin nankör olduğunu düşünmesin. O bahşettiği armağanların değerini bilmeyenleri sevmez! Sen bugüne kadar hayatı sadece tanıdın ve keşfettin, onu yaşaman, denemen de gerekecek! Biraz bekle, hayat gelecek ve o zaman sorularına, şüphelerine ayıracak vaktin olmayacak..."
"Tanrı'nın belki de esirgemediği, ama geliştirmeyi hiç kimsenin düşünmediği iyilik ve kötülük duygularını öldürmüştü onda."
"Şu hakikatı kendi hayatım bana öğretti: İnsanoğlu, insanoğlunun cehennemidir."
"Sen sen ol evlenme Dorian. Erkekler yoruldukları için, kadınlarsa meraktan evlenir; sonuç olarak ikisi de hüsrana uğrar."
"Eğrilikle dünyanın öbür ucuna gidilir; ama geri dönülmez."
"Ne yaparsınız komutanım, bütün savaşlar kazanılmıyor."
"Gözlerini mucizelerle doldur, hayatı on saniye sonra ölecekmişsin gibi yaşa."
"Uygarlık çağının ortasında, yasalar ve gelenekler aracılığıyla, dünyayı yapay olarak cehenneme çeviren ve ilahi kaderi insanlık belasına bulaştıran toplumsal lanetlenme hali devam ettikçe, yüzyılın ilki insanın emeğinin sömürülmesinden dolayı aşağılanması, ikincisi kadının açlık yüzünden alçalması, üçüncüsü çocukların eğitimsizlik nedeniyle yeteneklerinin gelişmemesi olan üç temel sorunu çözülmedikçe, bazı bölgelerde toplumsal baskı devam ederken, daha geniş anlamda yeryüzünde cehalet ve yoksulluk hüküm sürdükçe, böyle kitaplar yararlı olmayı sürdüreceklerdir."
"Ben bir ilkeye inanıyorum yalnız, bu ilke de şu: İyiliği eğitim yoluyla öğrenememiş bir kadının önünde, iyiliğe giden iki yol açar Tanrı; hemen her zaman böyledir. Biri acı, biri de aşktır bu yolların. Çetin yollardır bunlar; bu yollara giren kadınlar ayaklarını kanatırlar, ellerini parçalarlar, ama yolun dikenlerine günahın süslü giyimlerini de bırakırlar aynı zamanda, Tanrı önünde yüz kızartmayan çıplaklıkla erişirler amaca."
"Beni yaratırken, bir insanın en büyük arzularından biri olan sevgiyi, bana niye bahşetmedin?"
"Eğer farklıysan yalnızlığa mahkum oluyorsun. Yalnız olana acımasız davranıyorlar."
"Cehenneme kadar yolunuz var, efendim. Size söyleyebileceğim tek şey budur, efendim."
"Korku cezadan daha zor katlanabilir bir şeydir çünkü ceza somuttur. Gergin bir durumda beklemeden daha yorucu bir şey yoktur."
"Hayatın en güzel anları, beklenmedik anlarda karşımıza çıkar."
"Eylemler bir kez yalana dönüştü müydü ruh bunları tıpkı bir resimde yapılan ufak tefek düzeltmeler gibi üstünde taşır."
"Gerçekten sevdiğim pek az insan var; hele saygı duyduğum daha az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor."
"Ben hayatımı kendim kazandım? Ben yine kendi işimle yaşıyorum!"
"Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı..."
"Kader bizleri görünmez kılar."
"Hayal kurmak, insanın ruhunu besler."
"Sende de ne zamana kadar bu pısırıklık, bu görücüye çıkan eski zaman kızı naz ve edaları?"
"İnsanlar niçin yalan söylerler ve iftira ederler? Benim naçiz kanaatıma göre, iftira sade çirkin değil, aynı zamanda gülünç ve âciz bir şeydir de."
"Geçinemeyecek ne varmış; ya o akıllanır, ya sen çıldırırsın."
"Üç şeytan adına kaçalım burdan."
"Bütün ölülere seslenip acısını paylaşmaya çağırmakla geçirdi. Ama gelen giden olmadı."
"İnsanlar kendi başlarına hareket etmeye başlasalardı, tüm sosyal düzen altüst olurdu..."
"Sabır —manevi yüreklilikle maddi çekingenliğin bu garip karışımı— artık Tess'in önemsiz bir özelliği değil, onu ayakta tutan şeydi."
"Ah! Sen hayatın birden fazla, hiç olmazsa iki çehresi olduğuna akıl erdiremeyeceksin yavrum!"
"Ölüm her zaman, yüzüstü bıraktıklarını, birbirinden ayıracağı vakitten önce acı çektirerek yakınlaştırır."
"Sokaklarda sürtmeye devam ettim. Her şeye kayıtsız, avare yürüyor, bir sokak başında sebepsiz duruyor, hiç işim olmayan bir yan sokağa sapıyordum."
"Düşündüğüm kadar güçlü olmayabilirim, dedi yaşlı adam. Ama epey numara bilirim ve azimliyim."
"Evet, kaçınılmaz bir biçimde Tanrı'ya yöneliriz; bu dini duygu, doğası gereği öyle saftır ve bunu yaşayan ruha öyle bir mutluluk verir ki, diğer bütün yitirdiklerimizi telafi eder."
"Bülbüller sadece bizi keyiflendirmek için öterler. İnsanların bahçelerini didiklemez, mısır ambarlarına yuva yapmazlar. Kalplerini bize açıp şarkı söylerler. İşte bu yüzden bülbülleri öldürmek günahtır."
"Gençlik düşleri insanlık düşleridir."
"Köyde büyük tecrübeler kazanılabilir, fakat okumak, okumak ve daha çok okumak gerek..."
"Bazen hayal kurmak iyidir! Ama Tanrı bilir! Özellikle hayaller dışında da düşünecek bir şeyiniz varsa."
"Her gerçek her kulağa göre değildir."
"Yani intikam: göze göz, dişe diş … ölüm bir işkence olabilir ama günahların bedelinin ödenmesi değildir."
"On seneden beri ona karşı duyduğum hiddetin, etrafıma karşı kendimi aşılmaz bir duvar içine alışımın hakiki sebebini şimdi anlıyordum: On sene, hiç azalmayan bir aşkla, onu sevmekte devam etmiştim. İçimde ondan başka hiçbir kimsenin girmesine müsaade etmemiştim. Fakat şimdi onu her zamandan ziyade seviyordum."
"Makine gibi bir düzenle devam eden monoton bir hayattı bu. Günler bir diğerinin aynısıydı."
"Metih veya zem, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nden bahsedilirken daima bir hakikat unutulmuştur. O da bu müessesenin benim şahsımla, hatta mazimle olan sıkı bağlılığıdır."
"Ne zaman irademe müracaat edersem büyük bir yorgunluk duyuyorum. Kendimi hadiselerin eline bırakayım mı?"
"Bir şeyle mücadele etmek için onunla yüz yüze gelmek gerekir."
"Bir insanın büyüklüğü, yüreğinin büyüklüğüyle ölçülür."
"İnsanın canını sıkan ne biliyor musun? Herhalde onların yalan söylemesi değil. Yalan, her zaman affedilebilir… Yalan sevimli bir şeydir, çünkü insanı gerçeğe ulaştırır. Hayır, burada insanın canını sıkan şey, yalnız yalan söylemeleri değil, kendi yalanlarına kendilerinin de inanmalarıdır."
"Hayatımdan çıkıp gitti ama aklımdan çıkmış değildi."
"Beni dışlayabilirsiniz, ama yüreğimde olanları değiştiremezsiniz."
"Erkekler çok kez sevdikleri kadınlara aşırı sert davranırlar. Ne var ki, bu sertlik, kendisini doğurmuş olan evrensel katılığın -niyetlerin olanaklara, bugünün düne, yarının bugüne karşı katılığının- yanında hiç kalır."
"O büyük isteklerle, öfkeyle, kinle doluydu. Bu dik pilili giysi, altüst olmuş bir yürek saklıyor, bu pek terbiyeli dudaklar, içindeki fırtınayı anlatmıyorlardı."
"Kadınlar sevmedikleri insanlara karşı acımasızdır."
"Alnına yazılmış belli, Sevmemesi hiç kimseyi."
"Umut kalmayınca insanın yaşama isteği de kayboluyor."
"Beri yandan da, benliğinin ta içlerinde, bir şeyler olmasını bekleyip duruyordu. Tıpkı kazaya uğramış bir gemici gibi, yaşamının çoraklığı üzerinde umutsuz bakışlarını dolaştırıyor; ta uzaklarda, ufkun sisleri arasında beyaz bir yelken araştırıyordu."
"İnsanlar birbirlerine artık katlanmak istemiyorlar ya da katlanabilecekleri doğru insanları bulamıyorlar."
"Öyleyse bilmediğin şeye neden karışıyorsun?"
"Ne pahasına olursa olsun hiç durmadan hareket etmek istiyordu, çünkü hareket etmek var olmak anlamına geliyordu."
"Beraber, hep beraber, yaşarken ve ölürken..."
"Her zaman en çok sesi çıkanlar en aptal olanlardır."
"Yanılıyorsunuz Hayri Bey, başlamak, başarmaktır."
"Sizin ve benim cennete benzettiğiniz yerlerde ve dilediğimiz şekilde birer gün geçirme planımızı hatırlıyor musunuz?"
"Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
"Dünya öylesine yeniydi ki, birçok şeyin adı yoktu ve onları belirtmek için parmakla göstermek gerekirdi."
"Yalnızlık, hor görülme ve herkes tarafından dışlanınca Frankenstein çıldırıyor desem yerinde olur."
"Aşk da öğrenilir."
"İnsanların çoğu iyidir, yeter ki onları bir gün gör."
"Sıradan kadınlar her zaman kendilerini avutmanın bir yolunu bulur."
"İnsanlar bazen karşılarındaki kalben uzak olduğu için anlamakta güçlük çekerler. Bazen her ne kadar karşımızdakine yakın olsak bile, duygularını bilmediğimiz olabilir."
"Gelip geçici düzenler köpük gibi yok olur gider."
"Güzellikten büyük asâlet, kalp sâfiyetinden büyük servet mi olur?"
"Zaten beni ürküten de bu, insanın böyle kolayca mutlu olabileceğine inanamıyorum! Mutluluk o büyülü adalarda kapılarını ejderhaların koruduğu saraylara benzer âdeta. Ona sahip olmak için mücadele etmek gerekir..."
"Ben gene de dua ediyorum onun için. Bakarsın, zavallı sözlerimin biri bir gün yüreğinde iyi bir tohum yeşertir, belli olmaz ki."
"Ya sahip olacaksın ya da sahip olunacaksın."
"Bülbüller bizi eğlendirmek için şarkı söylemek dışında bir şey yapmaz. İnsanların bahçelerindeki bitkileri yemezler, mısır ambarlarına yuvalanmazlar, tek yaptıkları iş bize içlerini dökmektir. İşte bu yüzden bülbülleri öldürmek günahtır."
"Aşk avına çıkmak, şahinle avlanmak gibidir."
"Adalet, bazen en acımasız şekliyle tecelli eder."
"Bu kadar saçma sapan bir dünyada, bu kadar mantıklı olmaya çalışmanın ne yararı var?"
"Zannediyorum ki, ben denilen şey başımdaki birkaç sima ve onların hatıralarından ibaret."
"Tehlikeyle, dolayısıyla gerçek duygularla tanıştığından beri en uzağındakine kadar bütün hallerle bir ortaklık hisseder olmuştu."
"İnsana en büyük kararlar en büyük bela zamanlarında gelir."
"Geçmişle yapabileceğimiz tek şey, onu sırtımızda taşımak ve ağırlığının gitgide arttığını hissederken altında kalıp ezilmemek için dua etmek."
"Dış görünüşü de zihinsel gerilemesine ayak uydurdu."
"Yalnızlık da berbat bir şey. Yalnızım işte."
"Beni umursamadığı sürece, gözümde gerçek bir tanrıçaydı bu kız. Ona olan aşkımı 'asla sözcüklere dökememiştim', ama eğer bakışların da bir dili varsa dünyanın en aptal insanı bile onun için deli divane olduğumu anlayabilirdi."
"Hangi ressam o anlamlı gözlerin hakkını verebilir ki?"
"Başkaları istiyor diye kendi tutkusunu, kendi gereksinimini dikkate almadan, para, onur ve başka şeyler uğruna kendini yiyip bitiren insan her zaman budalanın biridir."
"Rahatlatıcı, dinlendirici aynı zamanda ise ufuk açıcı bir kitap."
"Benimle geçmiş arasında olduğu gibi sizin de insanlarla aranızda bir uçurum var ve size şunu söyleyeyim ki benim için en ızdıraplı işkence kıyaslama yapmaktır, çünkü dünyada size benzeyen, sizin kadar değerli bir insan yok."
"Beni nasıl yarattıysanız öyle kabul etmek zorundasınız. Ne başarılardan, ne de başarısızlıklardan sorumlu olan benim, ama ikisinin karışımından ortaya çıkmış bir varlığım."
"Güzellik ve görkem şimdi onunla beraber, el ele yürüyordu; bütün güç ondaydı."
"Tıpkı çocukları okşayıp avutur gibi onu da öpsünler, sevip okşasınlar, başucunda gözyaşı döksünler istiyordu."
"Bir insanı sevmek, onu; zayıflıkları, zaafları, yanlışlarıyla birlikte kabul etmek demektir."
"Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan son kuvvetin bir feryadıdır."
"Sen yaşamın gölgeli yönünde kötümser bir şarkıcısın."
"Deniz çok güzel, çok merhametlidir. Fakat birden öyle değişiverir, öyle zalimleşir ki; başımızın üstünde fırıl fırıl dönen bu ufacık ve ötüşleri hüzünlü kuşlar..."
"Biraz daha bekle incelemem bitmedi."
"Hayata dair, hani içinde hepimizin bazen kederli, bazen neşeli köleler olduğumuz hayata dair, bazı gerçekleri kavramaya başladığını hissediyordu."
"İnsan soyuna güvenimi yitiriyorum…"
"İçimdeki sıkıntı beni boğuyor."
"Mutluluktan vazgeçilmez, mutluluğa alıştın mı, bırakamazsın bir daha!"
"İmkansızı reddetmek kendini reddetmektir."
"Zihni o kadar dağınıktı ki düşüncelerine bir düzen veremiyordu."
"Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor."
"Sabahtan gece yarılarına dek bir cümle ararım, çoğunlukla da bulamam."
"Çaresizliğine, yalnızlığına, insanın ve Tanrı'nın zalimliğine, Tanrı'nın yokluğuna ağlıyordu."
"Hayat da böyledir. Kaybedecek bir şeyiniz yoksa değişiklikten korkmaya ya da ona kucak açmaya gerek yoktur. Değişim hayatın ta kendisidir. Değişmediğini bildiğim tek şeydir."
"Ah, hayatın bu kadar fedakârlığa değecek nesi ve ne mükâfatı vardı?"
"Kimseye, hiç kimseye ne yardımına, ne ilgisine ihtiyacım var... Ben... yapayalnızım..."
"Ahh şapkam ahh! Kafamdan neler geçtiğini bilseydin seni yakardım!"
"Her yandan yardım isteyen çığlıkların geldiği bu tür sahnelere fazlasıyla tanık olmak, insanın kalbini taşa çeviriyordu."
"Aşk ve sevgisiz evlenen geçinebilirse aşk olsun!"
"İnsanlar tuhaftır; fena bir şey yapmakta olduklarını hissedecek olurlarsa, mutlaka en evvel vicdanlarını susturacak bir sebep bulurlar."
"İnsan güçlü olmadığı zaman akıllı olmak zorundadır."
"Bir şeyin varlığı, onun var olmaya uygunluğunun yeterli bir kanıtıdır."
"İnsan istese bile fazla uzağa gidemez…"
"Her insanın bir diğeri için engin bir muamma oluşu, üzerine kafa yorulması gereken şaşırtıcı bir gerçektir."
"Medeniyet, insanoğlu uygarlık yolundaki kanlı ilerleyişine başlamadan önce, ilkelliğin karanlığına giderek daha çok batmaya mahkûmdur."
"Sonra yıldızlara baktım; insanın soğuktan donarken yüzünü göğe çevirmesi, gene de bu sayısız parıltılı yığınlarda hiçbir acıma, hiçbir yardım bulamaması kim bilir nasıl acı gelir, diye düşündüm."
"Bazen küçücük bir ayrıntı dikkatini çeker ve alır götürür insanı."